Türkiye-Azerbaycan-Pakistan: Coğrafyalar Üzerinde İttifak-Analiz

Türkiye-Azerbaycan-Pakistan: Coğrafyalar Üzerinde İttifak-Analiz

Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan sadece bölgesel güvenlik mimarisinin temel dayanaklarından biri olarak ortaya çıkmakla kalmıyor, aynı zamanda modern çağın jeopolitik zorlukları zemininde yeni bir jeoekonomik yükseliş paradigmasını birlikte şekillendiriyor.

Türkiye-Azerbaycan-Pakistan: Coğrafi Güven Dönüştürülmüş GüvenlikBu üç stratejik müttefik devlet arasında artan siyasi koordinasyon, savunma alanında senkronize faaliyet ve ulaşım-iletişim projeleri üzerindeki entegrasyon süreci onları küresel ticaret ve enerji rotalarının temel katılımcılarına dönüştürüyor. Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan, 21. yüzyılın çok taraflı diplomasisinde yeni bir güç merkezi olarak ortaya çıkıyor.

Dr. Furkan Kaya’ya göre, Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan stratejik işbirliği ile yeni jeopolitik ve ekonomik fırsatlar açan güçlü bir ittifak oluşturdu: “Bu stratejik üçgenin en önemli özelliklerinden biri, Türk dünyası ile Güney Asya İslam dünyası arasında çok yönlü doğrudan diyalog kurulması imkanıdır. Milli mücadele döneminde Asya Müslümanlarının verdiği önemli destek sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına değil, aynı zamanda Anadolu’nun savunması ve Türkistan ile Asya Müslümanlarının güvenliğinin sağlanmasına katkı sağlamıştır. Daha sonra ise Türk dünyası ile atılan sağlam temel sayesinde oluşan stratejik sütunlar bölgede barış umuduna dönüşmüştür. Karabağ zaferinde Türkiye-Azerbaycan-Pakistan üçlü diplomatik ve askeri işbirliğinin özel bir rolü olmuştur. Bu üç ülke arasında oluşan güç bloğu sadece askeri meydan okumaya değil, aynı zamanda birlikte olma gerekliliğini ortaya çıkaran önemli bir bağlayıcı rolü de üstleniyor. Bu bağlamda, 2021 yılında Bakü’de düzenlenen “Üç Kardeş” askeri tatbikatları sırasında, ayrı coğrafyalarda yerleşmelerine rağmen, üç ülke ortak güvenlik ve milli değerler temelinde bir blok yaratma potansiyelini sergilemiştir. Bu ise bölgeselleşme bakımından yeni güvenlik işbirliklerinin ne kadar hayati öneme sahip olduğunu ortaya koymuştur.”

Onun sözlerine göre, bu ittifak sözün tam anlamıyla dostluğu, kardeşliği ve ortak çıkarları yansıtan stratejik üçlü işbirliği modelidir: “Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan arasında oluşan dostluk ve stratejik ortaklık, çeşitli alanlarda derin işbirliğine dayanmaktadır. Siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerin yanı sıra, bu üç ülke uluslararası platformlarda birbirinin egemenliğini ve milli çıkarlarını sürekli olarak savunmaktadır. Karşılıklı güven ve destek bu ilişkileri diplomatik çerçeveden çıkararak stratejik ittifak seviyesine yükseltmiştir, son dönemlerde bölgesel ve küresel güvenlik zorlukları zemininde üçlü işbirliği daha da güncel hale gelmiştir. Pakistan ile Hindistan arasında yaşanan gerginlik sırasında İslamabad’ın ilk olarak Türkiye ve Azerbaycan’a başvurması bu ülkelere olan güvenin göstergesidir. Aynı zamanda, İkinci Karabağ Savaşı’nda Türkiye ve Pakistan’ın Azerbaycan’a gösterdiği destek de bu birlikteki sarsılmaz dayanışmanın bariz bir örneğidir. Bu üçlü işbirliği sadece katılımcı ülkelerin değil, daha geniş bir bölgenin – Yakın Doğu, Orta Asya ve Avrasya coğrafyasının istikrarına ve güvenliğine olumlu etki etmektedir. Türkiye’den Hint Okyanusu’na kadar uzanan bu güvenlik ve işbirliği platformu bölgede sürdürülebilir kalkınma ve barış için önemli fırsatlar yaratmaktadır. Bu dostluk ve ittifak modeli gelecekte de bölgesel işbirliği için örnek olabilir.”

Azerbaycan-Pakistan-Türk Diplomatik Zirveden Sonra Ortak Askeri Alıştırmalar-Analiz

Dr. Furkan Kaya makalesinde yazıyor ki, Türkiye ile Pakistan arasında savunma sanayii alanında işbirliğinin temeli daha da derinleşiyor. 2018’de MİLGEM projesi çerçevesinde Pakistan ile imzalanan 1,5 milyar dolarlık sözleşmeye göre teslim edilen “Babür” sınıfı fırkateynler iki ülke arasında imzalanan en geniş kapsamlı savunma anlaşmalarından biridir.

“Diğer taraftan, Türkiye ile Azerbaycan’ın gerçekleştirdiği ortak askeri tatbikatlar, her iki kardeş ülkenin stratejik müttefikliğinin göstergesi olmakla birlikte, hem askeri, hem de siyasi zeminde yüksek seviyeli stratejik ortaklık konseptini oluşturdu. Mesela, 15 Haziran 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından Şuşa’da imzalanan Beyanname ile iki ülke arasındaki ilişkiler resmi olarak stratejik müttefiklik seviyesine yükseltildi. 2023’te ise Nahçıvan’da düzenlenen “Mustafa Kemal Atatürk” tatbikatı ile iki ülke ortak askeri yeteneklerini sergileyerek, bölgede istikrarı bozmak isteyenlere karşı sürekli askeri entegrasyonun mevcut olduğunu gösterdi. Bu bakımdan, Zengezur koridorunun gündeme gelmesiyle Türkiye’nin Güney Kafkasya’daki jeopolitik etkisinin artması ve ikili koordinasyonun güçlenmesi bölgede özellikle Rusya-İran etkisine karşı direnç oluşturuyor”, – diye Dr. Furkan Kaya belirtti.

Azerbaycan, Türkiye ve Pakistan liderlerinin zirvesi Lachin - Live | Halka açık haberler

Sultan Zahidov ise, Azerbaycan, Türkiye ve Pakistan arasında oluşan jeopolitik ittifakın uluslararası düzensizlik ortamında Avrasya istikrarı ve bölgesel işbirliği için önemli bir ortak güç platformu rolünü oynadığını düşünüyor:“Mevcut uluslararası sistem ciddi tektonik değişiklikler dönemini yaşıyor. Farklı bölgelerde çatışma ve savaşların artması, uluslararası teşkilatların, özellikle de BM’nin bu sorunların çözümünde yeterince etkili olmaması devletleri daha çok bölgesel işbirliğine yöneltiyor. Bu bağlamda üçlü ve dörtlü formatta yeni ittifakların teşekkülü güncel hale geliyor. Bu manzarada Azerbaycan-Türkiye-Pakistan jeopolitik ekseni mevcut uluslararası gerçekliğin dikte ettiği bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyor. Ancak bu ittifak diğer bloklardan farklı olarak, parçalama değil, birleştirme fonksiyonu taşıyor. Onun temel amacı Avrupa’yı Yakın ve Orta Doğu, aynı zamanda Uzak Asya ile birleştiren bir istikrar ve işbirliği platformu yaratmaktır. Ankara, Bakü ve İslamabad’ın oluşturduğu bu stratejik hat Avrasya’nın en hassas bölgelerini kapsıyor. Hem Doğu-Batı, hem de Kuzey-Güney ulaşım koridorlarının güvenliğini sağlamakla birlikte, bu eksen Avrasya kıtasının istikrarı ve ekonomik kalkınmasına katkıda bulunma potansiyeline sahiptir. Gelecekte hayata geçirilecek ulaşım, enerji ve ticaret projeleri bu üçlü işbirliğini daha da güçlendirecektir. Bu işbirliğinin önemli yönlerinden biri de askeri alandır. Azerbaycan ve Türkiye arasında zaten uzun yıllara dayanan askeri işbirliği son dönemlerde Pakistan’ın katılımı ile üçlü formatta devam ettirilmektedir. Ortak askeri tatbikatlar üç ülkenin güvenlik alanındaki koordinasyonunu artırmakla birlikte, askeri potansiyellerinin entegrasyonuna hizmet ediyor. Ancak Azerbaycan-Türkiye-Pakistan ittifakının amacı askeri işbirliği ile sınırlı değil. Bu format siyasi, ekonomik, ticaret, kültür, bilim ve eğitim alanlarında da geniş kapsamlı entegrasyonu öngörüyor. Uluslararası ilişkiler teorisine göre, başarılı entegrasyonun temel şartı taraflar arasında ortak çıkar ve değerlerin olmasıdır. Bu bakımdan üç ülke sadece tarihi, dini ve kültürel bağlarla değil, aynı zamanda ortak stratejik çıkarlarla, özellikle de bölgesel barış, istikrar ve kalkınma fikirleriyle birleşiyor.”

Tanap, Hazar Littoral Eyaletleri için Pencerelerin Avrupa rolünü oynayacak

Enerji konusuna değinen Dr. Furkan Kaya makalesinde belirtiyor ki, Azerbaycan, Türkiye ve Pakistan enerji koridorları sayesinde bloklardan bağımsız stratejik bir jeoekonomik platform oluşturuyor: “Stratejik üçgenin başka önemli kazanç alanı enerji koridorları ve jeoekonomik vizyon çerçevesinde oluşan çıkar alanlarıdır. Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan Avrasya enerji jeopolitiğinin merkezinde yer alıyor. Doğu-Batı ve Kuzey-Güney rotaları üzerinde kurulan bu eksen Çin, ABD ve Rusya için rahatsızlık yaratıyor, çünkü bu eksen hiçbir bloğun etkisinde olmadan kendi stratejik önceliklerini ileri sürebiliyor. Mesela, TANAP ve Güney Gaz Koridoru özellikle Rusya-Ukrayna savaşının kaderi hala belirsiz olduğu bir dönemde Avrupa için Rus gazına alternatif olarak değerlendirilen temel rotalardan biridir. Türkiye ise bu koridor sayesinde hem transit ülke, hem de enerji terminali olarak stratejik üstünlük elde ediyor.”

Azerbaycan, Türkiye ve Pakistan arasında enerji alanında işbirliğinden bahseden Sultan Zahidov ise düşünüyor ki, bu işbirliği bölgenin enerji haritasını değiştirebilecek stratejik bir adım olmakla birlikte, jeopolitik engellere rağmen, Güney Gaz Koridoru ve Trans-Hazar projeleri vasıtasıyla Pakistan’a kadar uzanabilecek perspektifler vaat ediyor.

Limanlar için Mücadele: Yerel nüfus arasında çatışmalar ... - Harita - Medianews

Üç ülke arasında işbirliği için geniş bir potansiyel mevcuttur. Bu mesele Laçın’da düzenlenen görüş sırasında da vurgulandı. Azerbaycan ve Türkiye zaten uzun yıllardır, enerji alanında sıkı işbirliği yapıyor. Her iki ülke Güney Gaz Koridoru gibi mega projenin temel katılımcılarındandır. Bugün Azerbaycan gazı ve petrolü TANAP vasıtasıyla Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılıyor. Aynı zamanda, Azerbaycan petrolü Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı ile Türkiye topraklarından geçerek dünya pazarlarına çıkarılıyor. Pakistan’ın bu enerji altyapısına katılma imkanları şu anda değerlendiriliyor. İslamabad bu işbirliğinde son derece ilgili. Bu girişim hem Azerbaycan, hem de Türkiye için stratejik öneme sahiptir ve bölgenin enerji haritasının yeniden şekillenmesinde ciddi bir sıçrayış olabilir. Pakistan’ın Azerbaycan ve Türkiye ile enerji projelerinde yer alması jeopolitik açıdan da önemlidir. Bununla birlikte, bazı bölgesel güçler böyle bir işbirliğinin gerçekleşmesine engel olmaya çalışabilir. Mesela, eğer gelecekte Azerbaycan’dan Pakistan’a doğrudan enerji hattının çekilmesi planlanırsa, bunun için iki temel rota ihtimali vardır: ya İran topraklarından, ya da Trans-Hazar boru hattı vasıtasıyla Orta Asya üzerinden. Trans-Hazar boru hattı projesi uzun süredir gündemde olsa da, ona karşı çıkan güçler de az değil. Özellikle, Orta Asya bölgesini kontrolde tutmaya çalışan Rusya bu tür projelere destek vermiyor. Moskova bölgenin enerji altyapısının kendi toprakları üzerinden geçmeye zorlamaya çalışıyor ve enerji haritasında dominant rol oynamasını sağlamak istiyor. Ancak Kafkasya örneğinde gördük ki, bu hırslar her zaman gerçekleşmiyor. Azerbaycan uzun yıllardır ki, Rusya topraklarından geçmeyen enerji rotalarının girişimcisi olmuştur ve bu siyaset neticesinde bu gün Avrupa Rusya-Ukrayna savaşı zemininde Azerbaycan gazı ile temin olunmaktadır“, – diye Zahidov vurguladı.

Durum gerildi - Koridor Savaşı ... - Busaat.az

Dr. Furkan Kaya analizinde belirtiyor ki, Pakistan’ın jeostratejik konumu ve Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (ÇPEK) projesi Türkiye ve Azerbaycan’ın TANAP ve Orta Koridor girişimleri ile birleşerek, Avrasya’da yeni çok kutuplu jeoekonomik düzenin oluşmasında önemli rol oynayan stratejik bir üçgen yaratıyor: “Pakistan’ın coğrafi konumu Çin tarafından hayata geçirilen “Yeni İpek Yolu” projesi açısından oldukça önemlidir. Özellikle Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (ÇPEK) Sincan’dan (Doğu Türkistan) başlayarak Pakistan’ın Gwadar limanına kadar uzanan devasa bir projedir. Yaklaşık 62 milyar dolar değerinde olan bu ekonomik koridor altyapı, enerji, otomobil ve demiryolu bileşenlerini kapsıyor ve Çin’in “Deniz İpek Yolu” girişiminin en kritik aşamasıdır. Böylece, bu proje bölge için gerçek bir “kalkınma motoru” rolünü oynuyor. Projenin verimli ve güvenli bir şekilde faaliyet gösterebilmesi için Türkiye-Azerbaycan-Pakistan stratejik üçgeni önemli bir role sahiptir. TANAP, Hazar koridorları ve Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru tam gücü ile faaliyete başladığında Avrasya’nın çok merkezli güç vizyonuna büyük jeopolitik katkılar sağlayacak. Böylece, üçlü ittifak hattı üzerinden yükselen jeoekonomik imkanların kapısı açılmış olacak.”

Azerbaycanlı uzman Sultan Zahidov’un fikrince, Azerbaycan, Türkiye ve Pakistan Orta Koridor ve Gwadar limanı vasıtasıyla Doğu ile Batı’yı birleştiren stratejik bir ulaşım ve iletişim kavşağına dönüşme potansiyeline sahiptir ve bu yönde ortak işbirliği imkanları hızla genişliyor.

Ortalama koridor, Türk dünyasının birliğini daha da güçlendirir

“Azerbaycan, Türkiye ve Pakistan’ı ulaşım ve iletişim projeleri de birleştiriyor. Azerbaycan ve Türkiye bu gün Orta Koridor ulaşım rotasının temel katılımcılarındandır ve bu rota Çin’den Avrupa’ya, aynı zamanda, ters yönde yüklerin taşınmasında giderek daha önemli rol oynamaktadır. Mevcut jeopolitik şartlarda Kuzey ve Güney deniz yollarının ciddi tehditlere maruz kaldığını dikkate alırsak – kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyde ise Kızıldeniz’de Husilerin tehditleri – bu, Orta Koridorun stratejik önemini daha da artırıyor. Pakistan’ın bu koridora faal şekilde katılmak için gerçek bir potansiyeli mevcuttur. Mesela, Gwadar limanının 50 000 DWT (dedveyt) yük taşıma kapasitesi var ki, bu da büyük bir hacim demektir ve limanın bölgesel jeoekonomik önemini gösteriyor. Bu liman özellikle Çin için stratejik öneme sahiptir – “Bir kemer, bir yol” girişimi çerçevesinde Malakka Boğazı’na alternatif deniz rotası rolünü oynuyor. Gwadar limanına getirilen yükler buradan diğer ulaşım koridorlarına, o cümleden Orta Koridora birleştirilebilir. Aynı zamanda, Orta Koridor vasıtasıyla gelen yükler de Gwadar limanına kadar taşınıp, oradan deniz yolu ile çeşitli bölgelere yönlendirilebilir. Bu model Pakistan’ın ulaşım açısından jeopolitik önemini daha da artırıyor. Böylelikle, Azerbaycan, Türkiye ve Pakistan’ın çıkarları bu alanda örtüşüyor. Her üç ülke Doğu ile Batı arasında önemli bir ulaşım ve iletişim merkezi olma potansiyeline sahiptir ve bu potansiyeli gerçekleştirmek için ortak çabalar göstermeye hazırdır“, – diye Zahidov belirtti.

“Pakistan, 22 Nisan 2025’te Hindistan’ın Pahalqam kasabasına yapılan saldırının sorumluluğunu onun üzerine yıkan Hindistan yönetimine bunun “sahte bayrak operasyonu” olduğunu beyan etmişti. 1947’den beri nükleer çatışma tehlikesi ile devam eden Keşmir sorunu bu gün “su faktörü” üzerinden yeni bir aşamaya geçmiştir. Halihazırda Pakistan’ın savaşa çekilmesi, özellikle Türkiye-Azerbaycan hattı ile kurduğu işbirliğine engel olunması amacıyla çabalar gözlemleniyor. Türkiye ise her halükarda Pakistan halkının yanında olduğunu beyan ediyor“.

Azerbaycan ve Türkiye her zaman Pakistan’ın yanında olan, ona açık ve tutarlı destek gösteren devletler arasında ön sırada yer alıyor. Bu dostluk karşılıklıdır: Pakistan da uzun yıllardır hem Azerbaycan’ın, hem de Türkiye’nin pozisyonlarını kesinlikle savunuyor. Bu ilişkilerin eşsiz göstergelerinden biri de şudur ki, Pakistan bu güne kadar Ermenistan’ı tanımayan tek devlettir. Azerbaycan ve Türkiye özellikle Keşmir ve Jammu meselesinde Pakistan’ın pozisyonunu sürekli olarak savunuyorlar. Azerbaycan bu sorunun BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararları, özellikle 47 sayılı karar temelinde, yani bölgede plebisitin yapılması ile çözümünü destekliyor ki, bu da Pakistan’ın pozisyonu ile örtüşüyor. Son eskalasyon sırasında Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın Hindistan’ın saldırılarını kınayan resmi beyanı da bu sağlam siyasi dayanışmanın somut bir örneğidir. Bu gibi adımlar gösteriyor ki, Azerbaycan, Türkiye ve Pakistan arasında ilişkiler sadece stratejik değil, aynı zamanda derin manevi ve diplomatik temellere dayanıyor.”

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top